Dünya’da ve Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği

Dünya’da ve Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği

Gelişmekte olan ülkeler sermaye akışını arttırıp gelişmiş ülkeleri yakalamak için serbest bölge kurma, özelleştirmeye gitme gibi birçok stratejik hamle ile küreselleşen dünyaya ayak uydurmaya çalışmaktadırlar. Bu rekabet işverenler ve işçiler için bazı kısıtlara ve zorluklara neden olmaktadır. Türkiye’de yaşanan maden faciaları, tersane kazaları ve diğer iş yerlerinde olan kazalar ve bunların sık görülmeye başlanması dikkatleri gelişmiş ülkelere çekmektedir. İncelenen raporlarda da Türkiye’deki iş yerlerinde kaza sayısının, iş yerlerindeki ölümlerin ve yapılan ihmallerin, diğer ülkelere göre özellikle de Avrupa ülkelerine göre çok yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu durum ülkelerin gelişmişlikleri arasındaki farkla ilişkilendirilir. Gelişmiş ülkelerde ne yapıldığı ve bizim ülkemizde bu uygulamalardan hangisinin yapılmadığı ve neden yapılmadığı merak konusu olmuştur.

Ülkeler Arası Farklılıklar

Bu farkın oluşması öncelikle gelir farkından kaynaklanıyor. İş sağlığı ve güvenliğine bütçe ayrılmayışı sonucu birçok soruna sebep oluyor.  Bu konuda gerekli mevzuatın oluşturulmaması, yeterli sayıda işçi alınmaması, bu konuda bir bilinç yaratmak için herhangi bir masraf yapılmaması genel sebepler arasında. Ancak Avrupa ülkelerine baktığımız zaman bu bilincin oldukça oturduğunu görüyoruz. Bütçelerinin önemli bir kısmını güvenli donanım alımına, her bir çalışanı bilinçlendirmek için çeşitli eğitimler vermeye özen gösteriyorlar.

Gelişmiş ülkelerin en küçük kazaları bile raporlara geçirirken Türkiye’de bunun yapılmaması da bir diğer önemli noktadır. Elbette ki işçi güvenliği için sıkı denetim ve takip yapan, bu konudaki kurallarını sıkı takip eden firmalar ülkemizde var ancak geçmişteki iş kazalarına baktığımızda ve bu iş kazalarının olduğu firmalar ve sektörler incelendiğinde kaza raporlaması hakkında titiz olunmadığı görülmüştür.

Yine kar yapmak amaçlı küçük, güvencesiz ya da ucuza işçi çalıştırmanın oldukça çok olduğunu görüyoruz. Yine Türkiye’de de nüfusun yüksek olması, özellikle de genç nüfusun yüksek olması sonucu işe talep çok olduğu için, bazı işverenler seçeneklerinin çok olduğunu düşünüp elindeki işçiye güvensiz bir çalışma ortamı sunabiliyorlar. Bu durum da iş kazaları sayısının yüksek olmasına neden olmaktadır.

Sonuç olarak iş sağlığı ve güvenliği bilincini arttırmak, sosyal koruma haklarını geliştirebilmek ve benzer birçok uygulamayı iyileştirebilmek bizim elimizdedir. Gelişmiş ülkelerden iş sağlığı ve güvenliği konusundaki aksiyonlarının gelişmekte olan ülkelere geçtiğini ama hala tam anlamıyla eşit seviyede olmadıklarını görüyoruz.

Ülkemizde İş Sağlığı

Dünya sıralamasında ne yazık ki iş kazası konusunda Avrupa’da 1. ve dünyada ise 3. sırada yer almaktayız. Her yıl ortalama 250 işyeri yanmaktadır.

Durumu tersine çevirmek ve en iyi sıralara yükseltmek elbette olanaklıdır. Bunun için sistematik çalışmalar yapmak gerekmektedir.

İş kazaları ve meslek hastalıkları ile mücadele edebilmek için bilimin öngördüğü çalışmaları yapmak gerekir. En başta da istatistik çalışmaları önemli bir yer tutmaktadır.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.