Zorunluluk Haline Gelen İBYS

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında ve Madde 27 3. Fıkrası
“MADDE 27 – (3) Bakanlık, bu Kanuna göre yapılacak iş ve işlemlere ait her türlü belge veya bilgiyi, elektronik ve benzeri ortamlar üzerinden isteyebilir, arşivleyebilir, bu ortamlar üzerinden onay, yetki, bilgi ve belge verebilir.” uyarınca; 01.01.2018 tarihinde resmen başlamış olan olan İBYS yani “İşyeri Bilgi Yönetim Sistemi” süreci ile İş Sağlığı ve Güvenliği alanında işyerlerinden elde edilecek veriler ve mevcut veriler ışığında bütünleşik bir bakış açısı ile önleyici strateji geliştirilmesine bununla birlikte sektörel ve bölgesel farklılıklar içerisinde alınması gereken önlemlerin önceliklendirilmesine büyük katkı sağlayacaktır.

27.02.2018 tarihinde yayınladığı 23240837-010.06.02[010.06.02]-E.10255 sayılı genelge ile de İş Sağlığı ve Güvenliği Bilgi Sistemi ile İSG Yazılım Zorunluluğunu resmen duyurdu.

Kullanılacak olan bu yazılım kullanacak olan kişi veya kuruma göre şu şekilde değişkenlik göstermektedir;

1- İşyeri

  1. a) iş güvenliği uzmanını ve işyeri hekimini OSGB’den kiralamış ise;

İSG Hizmetlerine ilişkin ilgili mevzuatta belirtilen yükümlülüğünü Bakanlıkça yetkilendirilen birimlerden (OSGB veya TSMB) alarak yerine getiren işverenler İBYS yazılımı almakla yükümlü değillerdir. İSG yazılımı alması zorunlu değildir.

OSGB veya TSMB profesyonel İSG yazılımı kullandıkları için işyerinin tüm işlemleri bu yazılım üzerinden olur ve ÇSGB’ye gönderilir.

Ancak işveren isterse evet ben İSG yazılımı aldım derse (zorunlu olmadığı halde alabilir), anlaşmalı olduğu OSGB’nin işyeri için görevlendirdiği iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi işverenin yazılımı üzerinden işlemleri yapar ve ÇSGB’ye gönderir.

  1. b) iş güvenliği uzmanını OSGB’den kiralamış ama işyeri hekimi ile bireysel anlaşmalı ise;

a maddesindeki şekilde iş güvenliği uzmanının işlemleri OSGB’nin İSG yazılımı üzerinden yürür, ancak işyeri hekiminin işlemleri için işveren İSG yazılımı temin etmek zorunda. İşyeri hekimine hesap açar ve kullandırır.

Temin ettiği yazılım üzerinden OSGB’nin görevlendirdiği iş güvenliği uzmanına da işlerimi buradan yap diyebilir.

  1. c) İş güvenliği uzmanı ile bireysel anlaşmalı ama işyeri hekimini OSGB’den kiralamış ise;

b maddesi ile aynı mantıkla uygulanır.

  1. d) İş güvenliği uzmanı ile bireysel anlaşmalı ve işyeri hekimi ile de bireysel anlaşmalı ise;

İşveren mutlak suretle kendisi İSGB yazılımı satın alır/kiralar ve bu iş güvenliği uzmanı ile işyeri hekimine hesap oluşturarak yazılımı kullandırır.

 

2- OSGB

Ortak sağlık güvenlik birimleri İBYS ile entegreli olan profesyonel İSG yazılımı kullanmak zorundalar.

OSGB, bünyesinde bulunan iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeline kullandığı İSG yazılımı üzerinden hesap oluşturur. Görevlendireceği işyerlerini yazılım üzerinden atama yapar.

İSG profesyonelleri ataması yapılan işyerleri ile ilgili İSG aksiyonlarını yazılım üzerinden yapar ve ÇSGB’ye gönderir.

 

 

 

3- Bireysel iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi

Bireysel İSG profesyonellerinin görev yaptıkları işyerlerinde işyeri tarafından yani işveren tarafından alınmış/kiralanmış İSG yazılımı üzerinden ilgili işyerinin İSG aksiyonlarını yerine getirirler ve ÇSGB’ye gönderirler.

 

İBYS HAKKINDA MERAK EDİLENLER

1.Bakanlık işyerlerini elektronik olarak denetleyecek mi?

İBYS merkezi bir karar destek sistemi olmakla birlikte denetime esas bilgileri içermeyecektir. İş sağlığı ve güvenliği alanında yapılacak denetimler İş Teftiş Kurulu Başkanlığınca yürütülecek olup ilgili birimlerce görevlendirilen müfettişler yerinde denetim ile denetimlerini gerçekleştirmektedirler.

2.Veri setlerinde yer alan bilgileri gönderme yükümlülüğümüz ne zaman başlamaktadır?

İş sağlığı ve güvenliği hizmet almakla yükümlü işyerleri için veri gönderimi yükümlülüğü 01.06.2018 tarihinde başlamıştır.Yayınlanacak veri setleri doğrultusunda ilgili verilerin İSG yazılımları aracılığıyla gönderimi de başlatılmıştır.

3.İşveren olarak sorumluluklarım nelerdir?

Hizmet alan işveren ne yapmalı;?

İSG Hizmetlerine ilişkin ilgili mevzuatta belirtilen yükümlülüğünü Bakanlıkça yetkilendirilen birimlerden (OSGB veya TSMB) alarak yerine getiren işverenler İSG yazılımı almakla yükümlü değillerdir. Ancak iş sağlığı ve güvenliği hizmetini aldıkları birimlerce yetkili bir yazılımın kullanılmakta olduğunun işverenlerce teyit edilmesi önem arz etmektedir. İşveren dilerse kendi temin edeceği tescilli bir yazılımı kullanabilecektir.

Görevlendirme yapan işveren ne yapmalı?

İSG Hizmetlerine ilişkin yükümlülüğün  işyerinde uygun nitelikteki çalışanlar arasından görevlendirilmesi suretiyle yerine getirildiği durumlarda; işverenin, görevlendirdiği kişilerin 01.06.2018 tarihine kadar tescil edilmiş bir İSG yazılımı kullandığını teyit etmesi gerekmektedir.

4.OSGB olarak sorumluluklarım nelerdir?

İşyerlerinde görevlendirme yaparak iş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunan yetkili birimler, görevlendirdiği kişilerin kullanımına sunmak üzere 01.06.2018 tarihine kadar İBYS yazılımı almakla yükümlüdürler. İşveren dilerse kendi temin edeceği tescil edilmiş bir yazılımı kullanabilecektir.

Ancak iş sağlığı ve güvenliği hizmeti kapsamında görevlendirdikleri kişilerin yazılımı doğru ve etkin bir şekilde kullanmakta olduğunun birim yetkililerince teyit edilmesi önem arz etmektedir.

5.İş güvenliği uzmanı olarak sorumluluklarım nelerdir?

Bireysel görevlendirilen profesyoneller ne yapmalı

İşyerlerinde çalışanlar arasından görevlendirilen işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personeli unvanlı kişiler işveren tarafından sağlanan İSG yazılımını doğru ve etkin bir şekilde kullanmak ile yükümlüdür. İşveren uygun gördüğü takdirde bireysel görevlendirilen İSG profesyonelinin kendi temin edeceği tescilli bir yazılımı kullanabilir.

Yazılım içerisinde bildirimi zorunlu olan konu başlıkları ile ilgili konulara ait bildirim parametreleri Veri Seti başlığı içerisinde duyurulmaktadır.

6.Geçmişe yönelik veri gönderimi olacak mı?

01.01.2018 tarihi itibarı ile yapılan işlerden veri setlerinde yer alan bilgiler gönderilebilecektir. Söz konusu verilerin yeni oluşturulması halinde 01.01.2019 tarihine kadar içinde bulunduğumuz yıla ait veriler gönderilebilecektir.

7.Veri setlerinin içinde neler olacak?

Veri setleri içerisinde 2018 yılı içerisinde 4 farklı kategori olacaktır.

  1. Çalışanların Eğitimi
  2. Sağlık Gözetimleri
  3. Saha Gözetimleri (Tehlike Kaynakları)
  4. Sektörel Veriler

8.Yazılıma girmiş olduğumuz veriler için belge düzenleme yükümlülüğümüz ortadan kalkacak mı?

Yazılım üzerinden verilerin gönderilmesi söz konusu hizmet ile ilgili evrak düzenleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Yapılan işlere yönelik mevzuatta belirtilen dokümanlar oluşturulmaya devam edecektir.

9.Aynı işyerinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının farklı yazılımlar kullanabilmesi mümkün mü?

İSG profesyonellerinin veri setlerinde belirtilen bilgileri oluşturarak Bakanlığımıza bildirebilmesi için Bakanlığımızca tescil edilmiş bir entegratör firma tarafından erişim sağlaması gerekmektedir. Söz konusu Entegratör firmalardan olmak koşulu ve işverenin onayı olması şartı ile aynı işyerinde birden fazla yazılım kullanılmasında bir sakınca yoktur.

10.Entegratör firma olabilmek için ne yapmalıyım?

Entegratör firma olmak için başvurmak isteyen yazılım firmalarının internet sitesindeki başvuru evraklarını hazırlayarak İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğüne randevu alarak başvuruda bulunmaları gerekmektedir. 

11.Kullanmakta olduğumuz bir yazılım var; değiştirmemiz mi gerekecek?

Kullanılan yazılımın Bakanlığımızca tescil edilen yazılımlardan olması gerekmektedir. Mevcut yazılımınızın 01.06.2018 tarihine kadar tescil edilmesi durumunda bir değişikliğe gidilmesine gerek olmayacaktır. Bu konuda yazılım firmanız ile görüşerek ilgili prosedürü takip edebilirsiniz.

İşyerinin kendi bünyesinde geliştirdiği İSG yazılımları da Bakanlıkça tescil edildikten sonra kullanılabilecektir.

12.Entegratör firma bilgilerine nasıl ulaşabilirim?

Tescil işlemleri devam etmektedir. İlgili firmaların bilgilerine yakın zamanda ibys.csgb.gov.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

13.OSGB olarak yazılımı kullandığımızda işveren de bir yazılım alacak mı?

İşverenlerin OSGB’den hizmet aldığı durumlarda ilgili OSGB yazılımı almakla yükümlü olmaktadır. Söz konusu yazılımın kullanıldığını takip etmesi işveren için yeterli olacaktır. İkinci bir yazılıma ihtiyaç duyulmamaktadır.

14.Hangi yazılım programını kullanacağıma nasıl karar vereceğim?

Bakanlığımızca tescil edilen firmalardan birinin tercih edilmesi yeterli olacaktır. İlgili firmanın seçimi taraflara bırakılmıştır.

15.Yazılım kullanırken İSG Profesyonelleri nelere dikkat etmeli?

Bakanlığımızca tescil edilen yazılımlardan birinin kullanılması yazılım temin yükümlülüğü için yeterlidir. Ayrıca İSG profesyonelleri Bakanlığımıza veri gönderirken e-İmza ya da Mobil İmza kullanmak zorundadır, kişi kendi oluşturduğu ve gönderdiği veriden sorumlu olacaktır. Veri gönderim süreci başlamadan önce e-İmza ya da Mobil İmza temin etmeleri önem arz etmektedir.

Yaşama Sızan Tehlikeli Kimyasallar

Kimyasallar günlük hayatımızın her aşamasında kullandığımız ve yaşamımızın devam edebilmesi için gerekli hatta zorunlu olan maddelerdir. Örneğin su, hidrojen ve oksijen elementlerinden oluşan bir kimyasal maddedir ve yaşamın en önemli kaynaklarından biridir. İnsanlık tarihi boyunca 50 milyonu aşkın kimyasal madde insanlar tarafından bulunmuş, kullanılmış ve üretilmiştir. Burada sorulması gereken soru şudur: Tüm bu 50 milyon kimyasal madde bizim için su kadar faydalı mıdır? Kimyasal maddelerin tümü insan ve çevre için faydalı olmadığı gibi bir kısmı yaşamsal faaliyetlere ciddi zararlar verir. İnsan sağlığına ve çevreye zararlı olan bu kimyasallara tehlikeli kimyasal maddeler denilmektedir. Tehlikeli kimyasallar çalışanlara deri, solunum ve sindirim yoluyla zarar verme potansiyeline sahiptir.

Kolombiya Boyaca’da yapılan bir araştırmaya göre, tropikal dağlık bölgelerdeki pestisit (tarım ilacı) kullanımından kaynaklanacak çevresel sorunlar gerektiği kadar araştırılmamaktadır. Örneğin, pestisitlerin toprakta birikme miktarlarının ölçülmesi bitkilerin, hayvanların, yüzey suyunun, toprağın ve üçüncü kişilerin karşı karşıya kalabilecekleri risklerin değerlendirilmesi için önemli bir çalışmadır. Pestisitler çevreye uzun süreli ve kalıcı zararlar verebildikleri gibi uygulayıcılarını solunum yoluyla etkileyerek ölümlere dahi neden olabilmektedir. Ülkemizde de yoğun olarak kullanılan tarım ilaçları yine genellikle küçük ve kişilere ait olan tarım alanlarında çalışanlara zarar verebilmektedir. Akyazı-Taşburun mahallesinin Keçiyatağı bölgesinde bulunan fındık bahçesindeki zararlı otları kurutmak için bahçesini ilaçlamaya giden E.F. (30) akşam evine dönüp eşine rahatsız olduğunu söyleyerek yattıktan sonra artan yüksek ateş ve baş ağrıları nedeniyle Devlet Hastanesi’ne gider. Tarım ilacından zehirlenme şüphesiyle buradan, Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilir. 2 gün tedavi gördükten sonra 24 Mayıs 2015 günü Yüksek İhtisas Hastanesine sevk edilen E.F. yapılan tüm müdahalelere karşın yaşamını yitirir. Kullanılan bu tarım ilacının tehlikeleri ve çalışanın bu ilaca ne şekilde maruz kaldığı biliniyor olsaydı E.F. bugün belki hala hayatta olabilirdi. Başarısızlıkla sonuçlanan üç günlük tedavi süreci bizlere tehlikeli kimyasallarla yapılan çalışmalarda yaşanabilecek olası kazalarla ilgili hazırlıksız olduğumuzu göstermektedir.

Kimyasal maddeler üretimin bir çok aşamasında kullanılan ve endüstride yeri doldurulamayacak hammaddelerdir. Endüstride kullanılan bu kimyasal maddelerden tehlikeli olanların -olabilirse-, tehlikesiz olanlar veya daha az tehlikeli olanlarla değiştirilmesi gerekir. Bunun yapılamadığı durumlarda çalışanların tehlikeli kimyasallardan etkilenmesi öncelikle toplu korunma yöntemleri daha sonra kişisel korunma yöntemleri ile engellenmelidir. Büyük kaza riski taşıyan işyerlerinde kaza önleme politikaları ve olası kazaların yaşanması durumunda uygulanacak olan acil durum prosedürleri belirlenmelidir. Böylece, yaşanan kazaların insana ve çevreye verebileceği zararlar azaltılabilir hatta yok edilebilir. Yaptığımız her işte olduğu gibi kimyasallarla yapılan çalışmalarda da risk vardır ve ancak bu riskler etkin bir şekilde değerlendirildiğinde tehlikeli kimyasallarla çalışmalar güvenli çalışma haline gelir. Tersi durumda tehlikeli kimyasallarla çalışmalardan kaynaklanan kazalar çalışanları tehdit etmeye; kimyasal sızıntılarına neden olan endüstriyel kazalar çevreye ciddi zararlar vermeyi sürdürecektir.

İş Güvenliği Uzmanları için süreler uzatıldı

Resmi Gazete’de; 20.6.2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda değişikliğe gidildi.

Yapılan değişiklik sonucunda, Çok Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde A Sınıfı belgeye sahip İş Güvenliği Uzmanı görevlendirme yükümlülüğü, B sınıfı belgeye sahip İş Güvenliği Uzmanı görevlendirmek kaydıyla ve Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde B sınıfı İş Güvenliği Uzmanı görevlendirme yükümlülüğü, C sınıfı belgeye sahip İş Güvenliği Uzmanı Görevlendirme kaydıyla 01.07.2020 tarihine kadar yerine getirmiş sayılacaktır.

Daha önce C sınıfı için 01.01.2019 ve B sınıfı için 01.01.2020 tarihlerine kadar uzatılan bir üst sınıfa bakma süreleri, bugünden itibaren 01.07.2020 tarihine kadar uzatılmış olup, B Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı ÇOK TEHLİKELİ, C sınıfı İş Güvenliği Uzmanı ise TEHLİKELİ sınıfa bakabilecektir.

Arşiv dolaplarındaki tehlikeler

Hemen hemen her işletmede bulunan ARŞİV, kurum ve kuruluşların geçmişten bugüne kadar yaptığı bütün faaliyetlerin saklanmasında, hangi tarihte olursa olsun yapılan işin kolayca yeniden gün yüzüne çıkarılmasına yardımcı olmaktadır. Ayrıca yapılan işlerde zaman ve iş kaybını engellemekte, işlemi biten belgelerin kaybolmayıp, düzgünce yerine kaldırılması gibi pek çok noktada kişilere kolaylık sağlamaktadır.

Kullanılan arşiv sistemleri sektör ayırt etmeksizin Fabrika, Şirket, Holding veya Çeşitli kurum ve kuruluşlarda karşımıza çıkmaktadır. Arşivleme yöntemleri ; İşyeri hacmine ve yapılan işlere göre değişkenlik gösterebilmektedir. Kısıtlı bir hacminiz var ve çok fazla evrağınız varsa sektörde çoğunlukla arşiv odası yapılması yerine Raylı Arşiv Sistemleri tercih edilmektedir. Kullanılan bu yöntem şuan ki sektör baz alınarak 10 işyerinden 3 ‘ünde tercih edilmektedir.

Peki karşımıza çıkan bu sistemlerin biz çalışanlar açısından ne gibi tehlikeler doğuracağı hakkında ne kadar bilgi sahibiyiz ?

Kullanılan Raylı Arşiv Sistemi ; Arşiv Odalarında bulunan boyumuzu aşan ve sağlam olmayan raflar baz alındığında aslında çok büyük bir fayda sağlamaktadır. Şöyledir ki normal arşiv odasında bulunan tehlikeler değerlendirmeye alındığında Fıne-Kınney metodu çerçevesinde hesaplanan risk değeri 270 iken Raylı sistemli bir işletmede yapılan değerlendirme sonucu risk değeri 135 çıkmaktadır. Çıkan bu değerlerdeki farklılık nedeni olarak diğer arşiv odalarına nazaran sabit rafları ve boyumuzu çok fazla aşmayan dolap yükseklikleri örnek gösterilebilmektedir. Fakat bize sağlanan avantajları arasında aleyhimize de sonuçlanabilecek tehlikeler de mevcuttur.

Raylı olarak kullanılan arşiv sistemlerinde tehlike oluşmasının en büyük sebebi ‘Yetkisiz veyahut bilgisiz kişilerin arşivlere müdahale etmesi’dir. Aslında gösterilen bu gerekçe birçok tehlikeli hareketin baş sebebi olarak gösterilebilir. Yapılan bu tehlikeli hareket “Kabinler arasında kişinin sıkışmasına” sebep olmaktadır. Oluşan bu tehlikenin ve tehlikenin doğuracağı risklerin önüne geçmek için yapılabilecek ilk önlem “Çalışanların Eğitilmesi ve Bilinçlendirilmesi” olabilmektedir.

Oluşabilecek tehlikenin önüne geçmek için yapılan eğitimin devamında kullanılan sistem üzerinde düzenlemeler yapılabilmekte ve yapılan düzenlemeler sonrası oluşacak riskler de en aza indirilmektedir. Devamında yapılabilecek her türlü önlem için Uzman ekibimize danışabilirsiniz.

 

Setlerde İş Sağlığı ve Güvenliği

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 2015 yılında alınan kararla setler artık ”tehlikeli’ olarak sınıflandırıldı. Karmaşık ve değişken yapısıyla setler içinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili geniş çapta riskleri barındırıyor.

 

Bu açıdan setlerin çalışma koşullarına yönelik İş Sağlığı ve İş Güvenliği çalışması; standartların belirlenmesi amacı ile ilkin setin bir iş yeri olarak tanımının yapılması, yapılan işin İş Sağlığı ve İş Güvenliğine uygun olarak tasarlanması, iş organizasyonun sağlanması, sağlık ve güvenlik açısından risklerin değerlendirilmesi ve önlemlerin alınması için ilgili sorumluların tanımlanması gerekmektedir.

Setlerde profesyonel bir işleyiş hakim olana kadar setlerin İş Sağlığı ve İş Güvenliği açısından da düzenli olarak denetlenmesini sağlamalıyız.

 

Sizlere yararlı olacağını düşündüğümüz bu Setlerde İş Sağlığı ve Güvenliği Klavuzunu sizinle paylaşırken aynı zamanda aklınızda olan sorular için de Uzman ekibimizden yardım alabileceğinizi de bildirmek isterim.

 

Kazasız Günler Dileriz.

F.Nur Kuru 

iş Güvenliği Uzmanı / Yardımcı Sağlık Personeli

Forklift Sürücüsü 8 Saat Enkaz Altında Kaldı

Sekiz saat boyunca tonlarca peynir altına gömülen bir forklift şoförünün kurtarması işçileri hayrete düşürdü.

BBC tarafından Tomasz Wiszniewski olarak isimlendirilen adam, Cuma sabahı yiyecek dağıtım deposundaki raflardan dolayı kazaya maruz kaldı.

West Midlands, Merseyside ve Leicestershire’dan gelen özel kentsel arama ve kurtarma ekipleri, köpekleri de dahil olmak üzere, Polonyalı işçiyi Hinstock, Shropshire’daki nakliye şirketi Edwards Transport’un deposundaki enkazdan çekmeye çalışıyorlardı.

Çalışanın tedavi edilmesi gerektiği düşünülürken , Wiszniewski sağ salim çıktı.

Bir West Midlands ambulans servisi sözcüsü şunları söyledi: “Şaşırtıcı bir şekilde, deponun içeriğinin altında sıkışıp kaldıktan sonra, işçi depodan çıkabildi.

“Daha sonra tehlikeli bölge müdahale ekibinden sağlık görevlileri tarafından değerlendirildi ve daha sonra bir önlem olarak [Telford’da] Prenses Kraliyet hastanesine götürüldü, ancak yaralanmamış görünüyordu.”

Onun meslektaşı Debbie Belcher BBC’ye şunları söyledi: “Rahatlama hissi sadece muazzam. Daha iyi bir sonuç elde etmeyi umut edemezdik. ”

Ekim Ayında 177 Çalışan İş Kazasında Yaşamını Yitirdi!

İŞ Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), ekim ayında iş kazalarında hayatını kaybeden işçilere yönellik bir rapor hazırladı.

İŞ Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), ekim ayında iş kazalarında hayatını kaybeden işçilere yönellik bir rapor hazırladı. Rapora göre, 2018 yılının ekim ayında 177 işçi hayatını kaybetti. 2018 yılının ilk 10 ayında ise toplamda 1640 işçi, çalışırken yaşamını yitirdi.

İSİG’in, işçi ölümlerine dair her ay ulusal ve yerel basından, işçilerin ailelerinden, iş güvenliği uzmanlarından ve sendikalardan derlediği rapor, tamamlandı. Rapora göre, ekim ayında, 177 kişi, çalışırken meydana gelen iş kazalarında öldü. Hayatını kaybedenlerin 161’inin ücretli çalıştığını, 16’sının ise esnaf ve çiftçiden olduğu belirtildi. Ölümlerde, erkek işçiler listenin ilk sırasında yer aldı. Ekim ayı içerisinde iş kazası nedeniyle ölen çalışanlardan 167’sini erkekler, 10’unu kadınlar oluşturdu. Ölen 177 kişiden 2’sinin çocuk olduğu, kaydedildi. Ayrıca ekim ayında ölen çalışanların 12’sinin Suriyeli, 3’ünün Afgan, 2’sini Iraklı, 1’inin Türkmen ve 1’inin Zimbabveli olduğu bildirildi. Toplam 14 yabancı işçi, ekmek kavgasında hayata veda etti. İşçi ölümleri en çok tarım, tekstil, inşaat ve sağlık işkollarında gerçekleşti. İşçilerin bir kısmının da trafik (servis araçları ile yolculukta) kazası, göçük, yüksekten düşme ve kalp krizi sonucu hayatını kaybettiği bildirildi. İSİG raporlarına göre, bu ay kalp krizi sonucu ölümlerde artış yaşandı.

10 AYDA 1640 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ

Ekim ayında en çok İstanbul‘da ölümlü iş kazası yaşandı. İstanbul’u, KocaeliAntalyaManisaİzmirMersinAnkaraElazığKütahyaMuğla ve Şanlıurfa takip etti. Hayatını kaybeden işçilerin yüzde 1.69’unun sendikalı olduğu belirlendi. Rapora göre, işçilerin yüzde 98.31’i ise sendikasız çalıştırılıyor. Yine, meslek hastalığı nedeniyle herhangi bir ölümün yaşanmadığı bilgisine yer verildi. İSİG’in raporuna yansıyan verilere göre, ocak ayında en az 144, subat ayında en az 128, mart ayında en az 130, nisan ayında en az 189, mayıs ayında en az 169, haziran ayında en az 151 işçi, temmuz ayında en az 201, ağustos ayında en az 184, eylül ayında en az 167 ve ekim ayında en az 177 olmak üzere; Türkiye‘de 2018 yılının ilk 10 ayında en az 1640 işçi, iş kazalarında yaşamını yitirdi.

 

Çağrı Merkezlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği

 

Çağrı merkezleri, çalışanların sağlığını hem psikolojik hem de fizyolojik olarak olumsuz etkileyebilecek şartlara sahip işyerleridir. Bu olumsuz etkiler, çalışanın verimi etkileyen sıcaklık, nem, aydınlatma ve havadaki karbondioksit oranı ve sağırlığa neden olabilecek gürültü sorunudur.

Gürültülü ortamda uzun süre çalışan kişilerde iç kulaktaki tüy hücrelerinin tahrip olmasından dolayı kalıcı olarak işitme kayıpları meydana gelmektedir. İşitme kaybı; kişisel duyarlılığa, gürültünün düzeyine, gürültünün frekans dağılımına, toplam maruziyet süresine, kullanılan ekipmanların yapısına, gürültünün sürekli, kesikli veya darbeli oluşu gibi birçok faktöre bağlıdır. Yapılması gereken ilk çalışma, gürültüye neden olan kaynakların araştırılmasıdır. Böylece gürültüyü artıran kaynaklar bulunarak, çözüm önerileri daha rahat geliştirilecek ve gürültüden kaynaklı meslek hastalıklarının oluşumu engellenecektir. Çağrı merkezlerinde gelen çağrıları en kısa sürede cevaplayıp yeni çağrı alabilmek için çalışanların sürekli olarak konuşmasından dolayı çalışma ortamında sürekli bir gürültü mevcuttur. Gürültünün azaltılması için genel yaklaşım; gürültüyü emen duvar kaplamalarının kullanılmasıdır. Alınması gereken önlemler daha detaylandırılacak olunursa;

– Gürültüye neden olan ofis ekipmanlarının çalışma ortamından ayrı yalıtılmış bölümlere almak,

– Kullanılan ofis ekipmanlarının sürekli bakımı yapılarak çıkardıkları gürültü düzeyini azaltmak,

 – Sesin havada yayılmasını önlemek için işyerinde olanaklar ölçüsünde ses emici malzemeler kullanmak,

 – Sesin duvar, tavan ve taban gibi geçebileceği ve yansıyabileceği yerleri ses emici malzeme ile kaplamak veya böyle malzemelerle yapmak,

 – Çalışanların periyodik sağlık kontrollerinin düzenli yaptırılması,

– Çalışanların dinlenmesi için ayrılan yerleri çalışma ortamından uzak yerlere kurmak,

– Dinlenme yerleri kullanım şartlarına ve amacına uygun yapmak,

– Belli frekans değerlerini geçiren kulaklık kullanmak, Kullanılan ekipmanların kişiye özel olmasına, ayarlanabilir olmasına ve temizliğine dikkat etmek,

– Yüksek frekanslarda daha kullanışlı olan gözenekli materyaller uygulanırken düşük frekanslar için duvarlara sabitlenebilen ahşap paneller kullanılabilir.

 – Boşluk içerisindeki hava hareketleri ses enerjisinin sönümlenmesini sağlamasından dolayı yansıtıcılar kullanılabilir.

En iyi çalışma ortamını sağlamak için, kişilerin performansını ve verimliliğini etkileyen tüm çevre koşullarının kontrolü zorunludur. Bu koşullar arasında ışık ve aydınlatma, gözü rahatsız etmeyen bir konfora sahip olması ve dengeli bir dağılımı gereklidir. İyi aydınlatılmış çalışma ortamı görsel performansımızı etkilerken mantıksal düşünmemizi merkezi sinir sistemimizin aktivitesini de etkiler. Kötü aydınlatma ise yorulmaya, motivasyon kaybına ve nihayet performansın düşmesine yol açar.

Ayrıca çalışma süresinin büyük çoğunluğunu bilgisayar ekranında geçiren çağrı merkezi müşteri temsilcileri; monitörün çalışma pozisyonuna uygun uzaklıkta olmasına ve klavyenin çalışanın rahatça çalışabilmesi için ekrandan ayrı ve hareketli olmasına dikkat edilmelidir. Çalışanın rahat bir pozisyonda olması için yeterli alan olmalıdır.

Akıllı binalarda sıcaklık binanın her yerinde aynı seviyede tutulduğundan çalışma ortamında bulunan çalışan sayısı arttıkça sıcaklık seviyesinde artışa neden olacaktır. Aynı şekilde çalışan sayısı arttıkça hava kalitesinin kısa zaman içinde azalmasına CO2 derişiminin artmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla hava kalitesini arttırmak için var olan havalandırmaya ek olarak başka bir havalandırma sistemi kurulmalıdır.

İş Sağlığı Ve Güvenliği Çalışmalarında Eğitimin Önemi

İş sağlığı ve güvenliği (İSG) her geçen gün önem kazanan ve her çalışma ortamı için bir gereklilik haline gelmektedir. Teknolojik gelişmelere ve yasal düzenlemelere rağmen iş kazaları ve meslek hastalıkları sayısındaki artış oldukça düşündürücüdür. Ülkemizde iş kazalarının %98’inin çalışanlara bağlı sebeplerden kaynaklandığı araştırmalarla sabittir. Sosyal Güvenlik Kurumunun 2011 yılı istatistiki verilerine göre ülkemizde toplam 69.227 iş kazasında 1.700 çalışan hayatını kaybetmiştir. Ayrıca 2.216 çalışan ise iş göremez olarak kayıt altına alınmıştır. Rakamlar değerlendirildiğinde, iş kazaları ve meslek hastalıklarının azaltılması konusunda proaktif tedbirlerden sonra öncelikli olarak eğitsel faaliyetler akla gelmektedir.

İş kazalarının temel sebepleri iki gruba ayrılır. Bunlar emniyetsiz davranış ve emniyetsiz ortamlardır. Emniyetsiz ortamlar; güvenlik tedbirleri sağlanmamış/alınmamış her türlü çalışma koşullarıdır. Emniyetsiz davranış ise çalışanların işin yürütümünce uygulamakla zorunlu olduğu kural ve talimatlara aykırı davranması, güvenlik tedbirlerini önemsememesi, koruyucu donanım kullanmaması, bakım ve kontrolü yetersiz veya iptal edilmiş olan ekipman kullanması vb. sayılabilir. Kazaların azaltılması çalışmalarında önem arzeden grup emniyetsiz davranışların en aza indirilmesidir.

Uluslararası Çalışma Örgütünün tariflendirdiği, kaza sıklık ve ağırlık oranlarının işyerlerinde azaltılmasında yasal olarak işverenlerce bir dizi tedbir alınmaktadır. Buna rağmen çalışanların işe olan dikkat ve özeni göstermemeleri sebebiyle kaynaklanan iş kazası sayısı yadsınamayacak orandadır. Önemli etken ise iş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşturulamamasıdır. Oysa çalışanların sahiplendiği ve eğitim faaliyetleri ile genel uzmanlık ve yetenekleri dışında İSG farkındalığının yaratılması işveren ve iş gören açısından başarı sayılmaktadır. Nitekim eğitim faaliyetleri ile asıl beklenen çalışanlarda olumlu yönde davranış değişikliği yaratması ve özendiriciliği sağlamasıdır.

Güvenlik kültürü oluşturmak için insan odaklı-insan davranışları esas alınmalıdır. Güvenlik algısı yaratıldıktan sonra işyeri koşullarına uygun çalışma ortamı ve çalışma şekilleri geliştirilebilir. Aksi halde konuyu işverenin yasal yükümlülükleri nedeniyle değerlendirmek eksik ve yetersiz olur. Dolayısıyla işyerlerinde örgütsel iletişim ve eğitimin önemi ortaya çıkmaktadır. İşyerlerinin her bir kademesinde yönetimin desteği ile yaygınlaştırılamayan güvenlik kültürü, başarısızlığın ilk basamağını oluşturmaktadır.

Çalışanlara verilecek iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin usul ve esaslarını düzenlemek amacıyla 15 Mayıs 2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Çalışanların İş Sağlığı Ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” te işverene çalışanlara eğitim verilmesi görevini vermiştir. İşverenin yükümlülükleri olarak ;

1. Çalışan fiilen çalışmaya başlamadan önce, çalışanın yapacağı iş ve işyerine özgü riskler ile korunma tedbirlerini içeren konularda öncelikli olarak eğitilmesini sağlar.

2. Çalışma yeri veya iş değişikliği, iş ekipmanının değişmesi, yeni teknoloji uygulanması gibi durumlar nedeniyle ortaya çıkacak risklerle ilgili eğitimler ayrıca verilir.

3. Değişen ve ortaya çıkan yeni riskler de dikkate alınarak aşağıda belirtilen düzenli aralıklarla tekrarlanır:

a) Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde yılda en az bir defa. (periyotlarla en az on altı saat)

b) Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde iki yılda en az bir defa. (periyotlarla en az on iki saat)

c) Az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde üç yılda en az bir defa. (periyotlarla en az sekiz saat)

4. İş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışana işe dönüşünde çalışmaya başlamadan önce, kazanın veya meslek hastalığının sebepleri, korunma yolları ve güvenli çalışma yöntemleri ile ilgili ilave eğitim verilir.

5. Herhangi bir sebeple altı aydan fazla süreyle işten uzak kalanlara, tekrar işe başlatılmadan önce bilgi yenileme eğitimi verilir.

Anılan yönetmeliğe göre eğitimin temel prensipleri olarak; 
1. Eğitimin verimli olması için, eğitime katılacakların ihtiyacı olan konuların seçilmesine özen gösterilir. Eğitim, çalışanların kolayca anlayabileceği şekilde teorik ve uygulamalı olarak düzenlenir. 
2. Eğitimler çalışanlara bireysel ya da gruplar halinde uygulanabilir. 
3. Çalışanların, iş sağlığı ve güvenliği konusunda sahip olması gereken bilgi, beceri, davranış ve tutumlarının ayrı ayrı ve ölçülebilir bir biçimde ortaya konması esastır. 
4. İşverenin kendi belirleyeceği bir yöntem ile bireysel seviye tespiti yapılarak çalışanların eğitim öncesi seviyesi ve almaları gereken eğitimler belirlenir. 
5. İş sağlığı ve güvenliği eğitimleri; çalışanlarda iş sağlığı ve güvenliğine yönelik davranış değişikliği sağlamayı ve eğitimlerde aktarılan bilgilerin öneminin çalışanlarca kavranmasını amaçlar. 
6. Verilen eğitimin sonunda ölçme ve değerlendirme yapılır. Değerlendirme sonuçlarına göre eğitimin etkin olup olmadığı belirlenerek ihtiyaç duyulması halinde, eğitim programında veya eğiticilerde değişiklik yapılır veya eğitim tekrarlanır. 
7. Çalışanlara işe başlamadan önce verilecek iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri hariç olmak üzere, işverence gerekli ve yeterli sistemin kurulması halinde uzaktan eğitim şeklinde verilebilir.

İşverenin bahsi geçen yönetmeliğin 17 nci maddesinde belirtilen konularda çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verme yükümlülüğünü yerine getirmemesinin tespiti halinde her bir çalışan için (1.078,00 TL) idari para cezası öngörülmüştür. Ayrıca İş kazası/meslek hastalıkları soruşturmalarında, hukuki davalarda eğitim belgeleri delil teşkil ettiği gibi kusur oranlarını da etkilemektedir.

İş mahkemeleri sonucunda temyiz makamı olan Yargıtayın kararına göre; “İşverenler, işyerinde işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak içine gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün sadece önlem almakla yetinilebileceği anlamı taşımadığı, alınan önlemlere uyulup uyulmadığının kontrol, denetleme ve giderek önlemlere uyulmasını temin anlamında bulunduğu da kuşkusuzdur. Başka bir deyişle, işveren geniş anlamda doğmuş ve doğabilecek tüm tehlikeleri önlemek zorundadır. Bu nedenle, işveren, işçilere yapmakta oldukları işlerde uymaları gerekli sağlık ve güvenlik tedbirlerini öğreterek çalışanlarda iş sağlığı ve güvenliği bilinci oluşturmak ve uygun davranış kazandırmak üzere, çalışmakta oldukları işlerde doğabilecek riskler ve tehlikeler ile bunlardan korunma usulleri hakkında çalışanları bilgilendirmek ve bu konuda onları eğitmek, denetlemek, işçilerin karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirmek ve doğabilecek tüm tehlikelerden işçileri uygun bir şekilde haberdar etmek zorundadır.” (İK m.77-Yargıtay 10. H.D. E.1978/2077, K.1978/7689)

 

İşyerlerinde verilen İSG eğitimleri sayesinde, iş motivasyonunun gelişebileceği, her işletmeye özgü güvenlik kültürü oluşturulabileceği yanı sıra başta farkındalık olmak üzere iş kazası ve meslek hastalıklarının azaltılması konusunda fark edilebilir sonuçlar elde edilebilir. Çalışanların her anlamda katılımını sağlayan ve sürekli denetim mekanizmaları ile davranışsal güvenlik algısının artırılması ülkemiz ve çalışma hayatı için fayda sağlayacaktır. Sonuç olarak işyerlerinde güvenlik kültürünün oluşturulmasında, iş güvenliği uzmanları ile işyeri hekimlerinin birer eğitmen olarak katkıları iş sağlığı ve güvenliği eğitim faaliyetleri açısından oldukça önemlidir.